Müzik tarihimizin en acı acabası: Hasret Gültekinin anısına... | Kısaçalar #30

Madımak Katliamı bundan 33 yıl önce yaşandı. Birbirinden kıymetli 35 can yitip giderken o zifiri karanlık günün acısı hala en derinlerde yürekleri dağlıyor ve defter, ne yazık ki hala tatmin edici bir şekilde kapatılmış değil. Her biri birbirinden kıymetli 35 can arasında Türk Halk Müziği sanatçıları Muhlis Akarsu, Nesimi Çimen, Hasret Gültekin ve Edibe Sulari de vardı. Bugün kalemim el verdiğince, dilim döndüğünce Hasret Gültekin'i anacağım. Daha 22 yaşındaydı Gültekin. Çok gençti belki ancak üreten, üreten, üreten ve ürettikçe taşan bir bağlama virtüözüydü aynı zamanda.

Kısa ömrüne tamamı klasikleşmiş üç stüdyo albümü sığdırdı. Gün Olaydı (1987), Gece İle Gündüz Arasında (1989) ve Rüzgarın Kanatlarında (1991) adlı albümlerinin yanında Newroz ve Newroz 2 adlı projeleriyle Türkiye'de yayınlanan ilk Kürtçe sözlü albümlere de imza attı. Çok sayıda albümün müzik direktörüydü. Aynı zamanda Türk Halk Müziği ve Anadolu'nun dört bir yanındaki bağlama çalım teknikleri üzerine araştırmalar yapıyordu. Cidden aklıma geldikçe hem hayranlık duyuyorum hem de yüreğim sızlıyor. Bağlama virtüözü Gültekin, şelpe tekniğinin öncüsü ve üstadıydı. Gültekin'in açtığı kapıdan başta Erdal Erzincan olmak üzere daha pek çok icracı geçti.
Bahse konu araştırmalar Türk Halk Müziği'nin bir sistem içerisinde akademik olarak da nesilden nesile aktarılmasında büyük önem taşıyordu. Bu çerçevede bağlama tekniğini bir metoda oturtma isteği, Erdal Erzincan ve Arif Sağ'ın imza attığı ve hiç şüphesiz dünya çapında bir referans eser olarak da kabul gören Bağlama Metodu adlı kitapla hayat bulacaktı.
Bir kez daha dönüp bakınca 22 yıllık kısa ömründe hem imza attıklarıyla hem de verdiği büyük ilhamla 22 bin 222 yıl silinmeyecek bir iz bırakmayı başarmış çok özel bir insan görüyoruz. Müzik tarihimizin belki de en acı, en çok yürek dağlayan, en büyük 'acaba'sı Hasret Gültekin... Haydi onun bir sözüyle bitirelim. “Şairler şiirler yazıyor. Ressamlar resimler yapıyor ve biz ozanlar türküler söylüyoruz. Peki bütün bunları niçin yapıyoruz? Dünya alışkanlıktan değil de sevgi ve mutluluktan dönsün diye.” Derdi dünyayı mutluluktan döndürmek olanlara selam olsun.
Categories: Müzik tarihimizin en acı acabası: Hasret Gültekinin anısına... | Kısaçalar #30
Sende Yorum yap